banner153
banner159
08 Temmuz 2020 Çarşamba

YENİ DÜNYA DÜZENİ

29 Haziran 2020, 06:33
Bu makale 1553 kez okundu
YENİ DÜNYA DÜZENİ
KEMALETTİN TEKİNSOY
Haçlılar, Birinci Haçlı Seferinden (1095-1099) sonra ele geçirdikleri Kudüs’te 1099 yılında Hristiyan devleti kurmuşlardı. Burada Müslüman alimlerle de ilişki kuran bir kısım rahipler, zanaat ve ticaret loncaları ile yarı askeri muhafız alayları teşkil etmişlerdi. Bunlardan en tanınmış muhafız teşkilatı Gerard Tenque tarafından 1113'te kurulmuş olan Hospitalarius (Ağırlamacılar) ve Geoffroi de Andemardo tarafından 1119 da kurulmuş Templars’tir. Her ikisi de hem dini hem de askeri teşkilattı.
 
Ağırlamacılar, başta Kudüs olmak üzere Filistin’e giden Hristiyan hacılara barınma ve iaşe yardımı sunarken, Templars’ler yani Tapınakçılar koruma işini üstlenmişlerdi. Bu asilzade muharip keşişler Hz. Süleyman mabedinin bulunduğu mıntıkayı kendilerine karargah yapmış ve Filistin'deki Hristiyan mabetlerinin muhafızlığını üstlendiklerinden, Tapınakçılar veya Mabet Muhafızları adıyla anılır olmuşlardı.
 
Evlenme yasağına uymak gibi, sıkı kurallarla donanmış bir manastır hayatına uygun yaşayan Tapınakçılar, tahkim olunmuş mabetleri savunmak ve sınır boylarında Müslümanlarla savaşmanın yanı sıra, zamanla önceki askeri faaliyetlerine hiç benzemeyen yeni bir etkinliğe, bankacılık ve tefeciliğe yöneldiler. Söz konusu etkinlikleri çok geniş bölgelere yayarak yürüttüler. İslam ve Hristiyan dünyasının bir ucundan diğerine, sözgelişi Venedik'ten Bağdat’a kolayca ve güvenlik içerisinde teminat mektubu yoluyla para iletebiliyorlardı. Tüccarlar bulunduğu yerde ödemede bulunarak talep ettiği malları uzaklardan Tapınakçılar aracılığıyla getirtebiliyordu.
 
               *****
Tapınakçılar, Batı Asya'da ortaya çıkmış önemli toplum ve iktisat kurumlarından yararlanmışlardı. Bunların arasında en kayda değeri İslam'ın doğuşundan iki yüzyıl sonra ortaya çıkmış olan vakıflar ve iş ortaklıklarıydı. Hayati önem arz eden bu toplum-iktisat örgütlenmelerinin yanı sıra Tapınakçılar İslam Medeniyetinde ortaya çıkıp ilerleme kaydetmiş anıt tarzındaki mimarlık sanatını zamanla Hristiyan Avrupa'ya taşımışlardı.
 
Selahaddin Eyyubi Kudüs’ü 1187 de geri aldıktan ve Müslümanlar Akra’daki son Hristiyan devletini 1291'de ortadan kaldırdıktan sonra Tapınakçılar İslami özellikler kazanmış halde, ayrıca sahip oldukları hatırı sayılır miktardaki servetlerini de yanlarına alarak, Avrupa’daki iki büyük devletten biri olan Fransa’ya göçüp yerleştiler. Başkent Paris’in hemen yanı başında, Seine nehrinin kıyısında, bataklığın kenarında büyük bir arazi satın alıp müstahkem bir mabed inşa ettiler. Dillere destan hazinelerini de bu mabed'de sakladılar.
 
               *****
XIV. yüzyıl başlarında öteden beri savaştıkları İngiltere'ye karşı düzenledikleri seferlerden bitkin düşüp hazinesini sıfırlamış olan Fransa, meteliğe kurşun atar duruma düşmüştü. Devlet bütçesini nasıl rahatlatabileceği konusunda kafa yormakta olan Kral IV. (Yakışıklı) Philippe’e yakın çevresindekiler, hemen yanı başlarındaki müstahkem mabede ve orada saklandığına inanılan hazineye el koymasını tavsiye ettiler.
 
Kral IV. Philippe dostça ilişkiler içinde bulunduğu Tapınakçılara karşı uzunca bir tereddütten sonra harekete geçilmesi için ferman çıkarttı. Çok gizli tutulmasına rağmen Tapınakçılar fermanın çıkarılmasından kısa bir süre önce bundan haberdar olunca, mabette sakladıkları hazineyi kaçırdılar. Ekim 1307'de başta üstadı azam Jacques de Molay olmak üzere 138 tapınakçı tevkif edildi. Çıkarıldıkları engizisyon mahkemesinde ağır bedeni işkenceler altında sorgulanıp yargılandılar. Nihayet dinden çıkmakla, Müslümanlaşmakla, küfre, dalalete hatta lutiliğe sapmakla suçlanarak idama mahkum edildiler.
 
Sonuçta Üstadı azam Jacques de Molay’ın kendisi de 18 Mart 1314’te idam edildi. İdamlar infaz olunduktan sonra Tapınakçıların tüm mal varlığı Hospitalarius-Ağırlamacılara devroldu. Kudüs’teki Hz Süleyman tapınağını temsil ettiğine inanılan müstahkem mabed ve onu çevreleyen bütün binalar yıkıldı. Sonraki zamanlarda bataklık da kurutularak bahse konu mıntıka Paris şehri sınırlarına dahil edildi. Bugün sözü edilen alan Paris'in “Temple” adıyla anılan bir semtidir.
 
               *****
Ölümünden bir müddet önce Üstadı azam Jacques de Molay'ın teşkilat-tarikat beratını kendisine halife tayin ettiği Kudüslü John-Marc Larmenius’a 1314’te teslim ettiği biliniyor. Teşkilatın bütün kayıtlarını, kuralları ile şartlarını, usulleri ile muamelelerini havi beratını John-Marc Larmenius da, halefi İskenderiyeli François-Thomas Theobald’a 13 Ocak 1324’te emanet etmişti.
 
Katliamdan kaçıp kurtulanların çoğunluğuysa İskoçya'ya sığınmıştır. Kaçırabildikleri servete gelince, bu da onlara ilerde sermaye olacaktır. Sonraları hayatını kurtarabilmiş Tapınakçılar, bir araya gelip kendilerine bunca zulmü reva gören başta IV. Philippe’in mensubu olduğu Capetiens hanedanı olmak üzere Fransız hanedanlarından öç almak üzere İskoçya'da and içmişlerdir.
 
 
               *****
1492’de İspanya'dan, 1495'te de Portekiz'den sürülüp çıkartılmış olan Yahudilerin bir kısmı Felemenk ülkesine (Hollanda'ya) iltica etmiş, oradan da zamanla İngiltere adasına göçmüştü. Ortaçağ boyunca Hristiyanlar tarafından hor görülmüş, kovuşturulup, kırıma uğratılmış Yahudilere ticaret dışında bütün iş kapıları kapalı tutulmuştu. Batı ve doğu Avrupalı Yahudiler, Müslümanların yaygın bulunduğu bölgelerin yanında Hristiyan toplumlarıyla da ticari ilişkiler kurdular. Böylece zamanla mal ve para bakımından servet sahibi oldular.
 
15. ve 16. yüzyılların başlarında zanaat ve ticarette Avrupa'nın en önde gelen ülkeleri haline gelen Felemenk (Hollanda) ile İngiltere'ye göçüp yerleşen bir kısım İspanyol ve Portekiz Yahudi'si yanlarında getirdikleri mal, para ve hünerlerini bu ülkelerde yatırıma ve uygulamaya koyacakları ortamlar buldular. Özellikle İngiltere'de karşılaştıkları iki toplulukla tarihi ortaklığa girdiler. Bunlardan biri, kıta Avrupa'sından İngiliz adalarına sığınmış Tapınakçılar, diğeriyse 13. yüzyılda İngiliz hanedanı ile meydana gelen sürtüşmelerden güçlenerek çıkan toprak zenginleri idi.
 
               *****
Yahudiler, Tapınakçılar ve Toprak zenginleri. Bu üç unsur 17. yüzyılın sonlarına doğru bir araya gelerek bir akıl birlikteliği oluşturacaktır. İngiliz-Yahudi ittifakının temel kurucu ve yönlendirici teşkilatı mesleğini serbestçe yürüten anlamında kendilerini "Serbest Duvarcılar" olarak niteleyen Tapınakçılar yani "Farmasonlardır." Bunların yerleştiği mahaller ise ticarette önde gelen İngiliz şehirleridir. Başta ise Londra. Toprakla uğraşmayı bırakıp şehre yerleşen böylece Yakınçağ tarihinde yeni bir toplum/ekonomi sınıfını oluşturan "Kentsoyluları" mal-mal ve mal-para mübadeleleri sonucunda biriktirdikleri sermayeyle "Sanayi Devriminin" öncülüğünü yapmışlardır.
 
Avrupa’nın belli başlı ülkeleri olan Portekiz, İspanya, İtalya, Fransa, Felemenk ve İngiltere, başta Amerika'dan taşınan altın, gümüşle ve öteki denizaşırı ülkelerden getirilen mallarla zamanla müthiş bir servete sahip olacaktı.
 
Batı Avrupa'nın 1300'lerin başlarında İslam Medeniyetinden devraldığı fen becerileri ve iktisat sistemleri, 1600'lerin ikinci yarısından itibaren öncelikle İngiltere'de biriken sermaye eşliğinde sanayileşmenin yolunu açtı.
 
               *****
Artık atıl kalmayı medeni olmanın faziletlerinden sayan, varlığın derinliklerine nüfuz etmeyi hayat gayesi bilen hikmet alemi sona ermişti. O'nun yerine maddeyi yaşama amacı haline getiren, her gün daha büyük olmayı hedefleyen "Tüccar ve Mühendis" dünyası var olacaktı.
 
Hikmet Dünyasını oluşturan eski dünyanın klasik çağlarının dev medeniyetleri, Mezopotamya, Çin, Hint, İran, Eski Yunan, İbrani, Hristiyan Avrupa ve İslam medeniyetleri  tarihin derinliklerindeydi. Eski dünyanın klasik medeniyetlerinin yerini alan ise Londra-Washington ekseni üzerine inşa olunmuş "Yeni Dünya Düzeniydi".
 
               *****
Sanayi toplumunda, en az masrafla en büyük kazancı elde etmek ana hedefti. Taş, toprak, maden, ağaç, insan, istisnasız her şey maddi ve manevi bütün birimler ile değerler bu gayeye yönelik araçlardı. Gayeye ulaşmak çabasındaki birey tabii ki insandı. Başka bir deyişle, İlahi tebliğde bildirilen tüm değerleri temelden reddeden, kendini bunlardan bağımsız ilan eden ve yeni yükselen medeniyette baş rolü oynayan birey durumundaki İnsan. Daha önceki bütün medeniyetlerde esas olan toplumken, burada merkezde tek başına "Birey" vardı. O artık evrenin odağı durumundaydı. Maddi menfaatine erişmek için ona bütün araçlar, gereçler ve yollar mubahtı.
 
Tek başına altından kalkamayacağı güçlükleri yenmek için başka bireylerle mukavele veya ittifak yapabilirdi. Bu yeni medeniyetin önde gelen fikir babalarından Thomas Hobbes, toplumun bireyler arasında akdedilmiş mukavelelerden vücud bulduğunu öne sürmekteydi. "Herkesin herkesle savaş durumunda" bulunduğu bu dünyada "İnsan insanın kurduydu". Mukavele ve ittifak durumları bu sürekli mücadele ve rekabet ortamında belli süreli ateşkeslerdi.
 
              *****
Serbest birey (homo erectus liber) kibirlidir ve dünyaya menfaatleri açısından yukardan bakar. Mukaveleler veya ittifaklar, belli sürelidir ve akdolunan işler tamamlanınca sona erer. Bu ailenin esası olan evlilikten tutun da toplumun en üst teşkilatını ifade eden devlet yapılanmasına kadar uzanan bir durumdur. Mukavele ve ittifak süreleri geçici barış süreleridir.
 
Faydacı ilişkilerden doğan ittifakların esası işte bu "menfaat izdivaçlarıdır" Bu ittifaklardan tarihte yepyeni bir sayfa açacak boyutta olanı ise "İngiliz-Yahudi İttifakı" olarak isimlendirilmektedir.
 
 
              *****
Çağdaş İngiliz-Yahudi Küresel Medeniyetinin, İngiltere-ABD merkez eksenindeki iktisadi, siyasi, askeri, istihbari, meşru, gayrimeşru tekellerden, farmasonluktan mafyaya kadar uzanan tüm güç odaklarının iplerini doğrudan veya dolaylı olarak ellerinde tutan “hanedan” boyutunda  Kentsoylu 13 aile, “Çekirdek Topluluğun” iskeletini oluşturur. (Mellon, Carnegy, Rothschild, Rockefeller, Guggenheim, Van Duyn, Duke, McDonal, Disney gibi)
 
Hanedan mesabesindeki bu ailelerin önde gelen bireylerinden oluşan adına "Aydınlanmışlar-İlluminati" veya akil adamlar dünya encümeni (World Council of Wise Persons) denilen bu çekirdek topluluk başta İngiltere-ABD ekseni olmak üzere insanlık ve yeryüzünün kaderini çizen kararlara ya bizzat imza atarlar, Ya da bu kararlar bizzat bunların bilgisi dahilinde alınır. Bu kararlar Dünya Bankası, IMF, Unesco, NATO gibi kuruluşlar ve tebaa devletlerin siyasi kadroları tarafından uygulamaya geçirilir.(1)
 
              *****
İşte İslam Medeniyetinin ve onun Amiral gemisi Osmanlı Devletinin tasfiyesi ile neticelenen Birinci Dünya Savaşından sonra kurgulanan ama esas itibarı ile 2. Dünya Savaşından sonra kurulan "Yeni Dünya Düzeninin" kısa hikayesi. Bu kurulu düzene baş kaldıranlar behemehal saf dışı bırakılarak bertaraf edilirler. Hele hele Dünya Medeniyetinin en önemli parçası olan Milletimizi oyun dışı bırakan bu Yeni Dünya Düzenine, "Dünya beşten büyüktür" söylemleri ile meydan okumak, Suriye'de, Libya'da yeni yaşam alanları aramak, "Yeni Dünya Düzeninin" içteki ve dıştaki sahiplerinin şakağına silah dayamaktan farksızdır.
 
Haftaya birlikte olmak dileğiyle sağlık ve mutluluklar diliyorum.
 
 
1- Çağdaş İngiliz-Yahudi Medeniyeti, Ş. Teoman Duralı, Dergah Yayınları, Ekim 2019
 
 

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV