banner87
16 Temmuz 2019 Salı

YEREL SEÇİMLER DOLAYISIYLA YAPILMIŞ BİR YORUMUN TARİH PENCESERİSNDEN GÖRÜNÜŞÜ

15 Nisan 2019, 10:02
Bu makale 177 kez okundu
YEREL SEÇİMLER DOLAYISIYLA YAPILMIŞ BİR YORUMUN TARİH PENCESERİSNDEN GÖRÜNÜŞÜ
ABDULKADİR YUVALI
Geçen hafta medyaya düşen bir yorum dolayısıyla okuyucularımla konuyla ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Şu hususu peşinen ifade etmek istiyorum. Söz konusu beyanatın bir araştırma, soruşturmanın sonucu olmadığın temenni ediyorum. 31 Mart 2019 Pazar günü yapılmış olan ve halen kesin olarak sonuçlandırılamayan yerel seçimler dolayısıyla görsel ve yazılı basındaki yorumlar aralıksız olarak sürdürülmektedir. Bilhassa İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimi dolayısıyla gündemi işgal eden söylemler halkımızı bıktırdığı, dış dünyada zihinlerde soru işaretleri bırakmadığı söylenebilir mi? Bilhassa Yüksek Seçim Kurulu Başkanı ve Üyelerinin alacakları kararlar merakla takip edilmektedir. Yapılan yorumlar arasında, yetki sahiplerinin dün bir oy her şeyi değiştirir derken, ortaya çıkan sonuçtan memnun olmamış olmalılar ki, kanun, usûl ve esaslarla yer yer uyuşmayan beyanlar ve atılmak istenen adımlardan kaçınılması gerektiğini düşünüyorum. Günümüzde teknolojik gelişmelerin de etkisiyle iletişim araçları yönüyle dünya o kadar küçüldü ki, ülkemizde yerel seçimler dolayısıyla söylenenler ve yaşananlar adeta mercek altına konmuşçasına yakından takip edilmekte ve uluslararası ilişkilerde ülkemizin aleyhine kullanılması yönündeki endişelerimizi ifade etmek istiyoruz.
Geçen hafta içinde, yerel seçimler dolayısıyla verilmiş olan talihsiz bir beyanatın günübirlik söylemlerden birisi olmasını temenni ediyorum.Söz konusu yorum, ilk bakışta masum ve bir çözüm önerisi olarak düşünüldüğü söylenebilir. Zira bir tarihçi olarak, dış dünyanın ülkemize yönelik açık ve gizli hesaplarıyla ilgili birçok örnekler mevcuttur. Söz konusu açıklamaya gelince, Yerel seçimlerin sadece büyük şehir belediye başkanlarının seçimiyle sınırlı olmalı, seçilecek olan büyük şehir Belediye Başkanları da İlçe Belediye başkanlarını atama yoluyla görevlendirebilir mealinde olduğunu görsel medyadan dinledim, yazılı medyada okudum. Ülkemizde yerel yönetimlerle ilgili uygulama Büyük Şehir Yasası merkezli yapılmış olan değişikliklere bağlı olarak yaşanmakta olan sorunların çözümü yönünde atılacakadımlara ihtiyaç olduğu bir dönemde,bu tür bir uygulamayla büyük şehirleri eyalete dönüştürmenin yolunun açılmayacağı söylenebilir mi? PKK terör örgütü ve aynı çizgide yürüyen siyasal kuruluşların özlemleri,isteklerinin eyalet, bölgesel ve hatta federal yönetim olmadığı söylenebilir mi?
Yaklaşık olarak bir ay veya daha öncesinde siyasi iktidarın bir milletvekili veya beraberindeki bir grubun Almanya’daki FEDERAL SİSTEMİ yerinde incelemek üzere bir seri çalışmalar yaptıkları medyanın gündemine düşmüştü. Almanya, fiilen katılmış olduğu birincidünyasavaşı sonrasında yerle bir olmuştu. Aradan geçen çeyrek asır sonrasında Almanya, devrin önemli bir güç ve teknoloji merkezi haline gelmişti. Bu husus çok farklı sebeplerle izah edilebilir. Ancak Almanya birinci dünya savaşı sırasında askerlerini muntazam bir şekilde evlerine izinli olarak gönderiyordu. Savaş sonrasında evlerine dönen Alman askerlerini bu süreçte doğmuş olan çocukları karşılamışlardı. Bize gelince aynı savaş sürecinde askerlerimiz, cepheden cepheye koştular, evlerine ancak ve ancak şehit veya gazi olarak dönebilmişlerdi. Sayfamız sınırlı olduğu için bu konuyu başka bir zamana bırakmak istiyorum. İkinci dünya savaşı sonrasında yerle yeksan olan Almanya’nın başta Anayasası ve diğer yapılanmasıyla ilgili konular, savaşın galibi ABD’YE bırakılmıştı. ABD, Almanya’da federal bir sistemin kurulmasında ön ayak olmuştur. Bugün Almanya’da uygulanmakta olan federal sistemin ülkemiz açısından neler doğuracağını takdirlerinize sunuyorum. Ayrıca siyasi iktidar çevreleri, Almanya yolculuğundan haberdar idiler ve Büyük şehir belediye seçimleriyle ilgili olarak bu konuyla ilgili olarak gündeme düşen yorumu da sahiplendikleri bilinmektedir.
Konuya tarih penceresinden bakacak olursak, birinci dünya savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’ne dayatılan ve imzalatılan Sevr Antlaşmasıyla, Anadolu dışındaki toprakların işgali ile yetinmediler ve Anadolu’yu bölgesel manada parçalara bölüm İç Anadolu hariç diğer bölgeler, savaş öncesi yapılan gizli antlaşmalara uygun olarak aralarında paylaşmışlardı. Ama Yüce Allah (c.c.), asrın dâhi insanını yani 20. yüzyılın dâhisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bu defa Türkler arasından çıkarmış ve ülkemizin kurtuluş reçetesini Atatürk hazırlamış ve hayata geçirmiştir. Şayet İkinci Dünya savaşı sonrasında Almanlar arasından da bir dâhi çıkmış olsaydı, belki de durum farklı olabilirdi. Anadolu’nun birliği konusundaki bir diğer örneği Anadolu (Türkiye) Selçuklu Devleti ile vermek istiyorum. Anadolu Selçuklu Devleti, 1308 yılında siyasi manada dağıldı ve yerine başlarında irsi Türkmen Beylerinin bulunduğu Beylikler dönemi gündeme gelmiştir. Bu dönemde Anadolu, Türkmen beyliklerinin bir yandan komşu beyliklerin aleyhindetoprağını genişletme ve diğer yandan da Selçuklu Devleti’nin varisiolma merkezliaralıksız bir mücadele dönemi yaşanmıştır. Bu süreçte özellikle de Osmanlı Beyliği ile Karamanoğulları Beyliği arasında uzun süre bir mücadele söz konusu olmuştur. Nihayet cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han, 1472 yılında Akkoyunlu Devleti’ni Otlukbeli savaşında mağlup etmek suretiyle 170 yıl süren bir mücadelenin sonrasında bugünkü Anadolu sınırlarını ihtiva eden topraklar üzerinde hâkimiyetini tesis etmiştir. Otlukbeli savaşında karşı karşıya gelmiş olan Fatih sultan Mehmet Han, Oğuz Han soyundan Bayındır Boyuna mensup bir Türk hükümdarı, Fatih Sultan Mehmet Han’da, Oğuz Han soyundan Kayı Boyuna mensup idi. Her iki Türk hükümdarı da Türklük şuuruna sahip idiler.
Anadolu’nun birliği, bütünlüğünü yakından ilgilendirdiğini düşündüğüm talihsiz beyanatın Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönüyle doğurması muhtemel tehlikelere karşı tarih merkezli daha birçok örnekler verilebilir. Endişemiz, ülkemizi tek bir kişinin yönetimine mecbur eden söz konusu önergenin gündeme taşınması da böyle bir yorumla başlamadığı söylenebilir mi? Biz bu talihsiz beyanın HDP, PKK ve benzeri zihniyetlerin menfur emelleri için verilmediğine inanıyoruz. Ancak bu gibi talihsiz yorumlardan ilgili ve yetkililerin kaçınmalarının gerekli olduğu yönündeki düşüncemi siz değerli okuyucularımla paylaşma düşüncesiylebu yazıyı kaleme aldım. Saygılarımla ayuvali48@gmail.com

Haberici -->

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV