banner167
banner182
23 Haziran 2021 Çarşamba

KEMALİST ÜLKÜCÜ VS.

07 Temmuz 2017, 10:11
Bu makale 1967 kez okundu
KEMALİST ÜLKÜCÜ VS.
KADİR DAYIOĞLU
Aslında, gecikmiş, zamanında yazıp, servise sokamadığım bir yazı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve başbakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu'nun danışmanlığını yapan ve “Çözüm Süreci”nde Âkil İnsanlar Heyeti'nde yer alan Prof. Dr. Vedat Bilgin, yakın geçmişte, Akşam gazetesinde yazdığı yazılarda (Ülkücüler Kemalistleşiyor mu? 21 Haziran 2017 vd.), MHP tabanının “Kemalizm’e” doğru kaydığını belirterek bu durumdan duyduğu rahatsızlığı anlattı.
 
Biliyorsunuz; Vedat Beyin AK Parti’ye geçişini, Sabah Gazetesi; “MHP’den AK Parti’ye müthiş transfer!” manşeti ile vermişti, internet sitesinde.
 
İsim vermeden referandumda “Hayır” diyen ve MHP'deki muhalif çizgiyi temsil eden kanadı eleştiren ve “Kemalizm” hakkında ağır eleştirilerini sıralayan Bilgin, ülkücülüğün, “Milli İradeye düşman” diye tanımladığı “Kemalizm” ile bir araya gelmesinin tehlike olduğunu savundu.
 
Uzunca bir yazı. Ben, bir özetini verdim. Meram anlaşılıyor, Hazret rahatsız, Ülkücü tabanın bir kısmının “Kemalist” söylemlere sığınmasından.
 
Tabii, kabul ederse eski Ülkücü, şimdi AK Parti Milletvekili Bilgin, “Ülkücülerin” Kemalist söylemlere rağbet etmesinden rahatsız. Peki, ne diye rahatsız olur ki? Bir kısım insanlar, yön değiştirebilir, fikir değiştirebilir, bazı gerçekleri görebilir/görmeyebilir vs.
 
 Mesela, rahmetli Erol Güngör’ün rahleyi tedrisinden geçmiş kendileri, Ülkücü kimliği ile mi girdi, AK Parti kapısından. Yoksa dışarıda mı çıkartı, kimliğini? Yani, siz kulvar değiştirirken ”hak” ama başkaları için böyle bir “hak” yok? Nasıl oluyor bu?
 
Tam yerinde şunu sormak gerekir; Sayın Bilgin “Ülkücülüğünü” koruyor mu, yoksa “ecmain”leşti mi, AK Parti’ye geçmekle? Diyelim ki “ecmain”leşeti. O taktirde ne diye rahatsız olur ki, bir kısım Ülkücünün “Kemalistleşmesinden” ya da Kemalist söylemlere sarılmasından?
 
Bakınız, bir gerçeği söyleyeyim: Hiçbir “Ülkücü”, kimliğini koruyarak siyaset yapamaz, AK Parti’de? Parti’nin “çekirdek kadrosu” izin vermez buna. Hem “Ülkücü” olacaksınız ve hem de Tayyip Beyin partisinde siyaset yapacaksınız. “Tek milletin!” şiarı edinildiği bir yerde “Ülkücülük” falan yaptırtmazlar adama. Güldürmeyin…
 
Tabii, “Ülkücülerin” bir kısmının “Kemalistleşip”, “Kemalistleşmediğini” bilmem ama bildiğim kesin bir şey var, o da şu; Ülkücülerin bir bölümü, Mustafa Kemali, yeni yeni, şunun şurasında on beş yıldır yani AK Parti iktidarı ile keşfetmeye başladı.
 
Başlayınca da, Mustafa Kemal’i, hiçbir zaman “tez” olarak almayanlar; sadece “Allahsız Komünizme” karşı onun; “Türk âleminin en büyük düşmanı komünizm!” sözüne bir bayrak gibi sarılanlar, bu gün Mustafa Kemal’in bir kısım Ülkücü tarafından keşfini yadırgamasını anlamakta zorlanmam.
 
Öyle ya; 1980 öncesi Ülkücü hareketin hiç gündemine girmedi, Mustafa Kemal. Yine öyle ya, aynı zamanda bir akademisyen olan Bilgin, Atatürk’ü ne kadar tanıyor, onunla ilgili ne düşünüyor? Bilemiyorum… Mesela, merhum Hocası Güngör, Mustafa Kemal’e nasıl bakardı? Bir anlatsa da öğrensek.
 ***
Bugün kaldırılan; “Ne mutlu Türküm diyene!” veciz sözünü söylerken, en ücra hücrelerine kadar titrediğini hissedersiniz. Biliyorsunuz, bu sözün başında bir cümle daha var; “Türklüğün unutulmuş medeni vasfı, âtinin ufkundan bir güneş gibi doğacak!”
***
Tabii, bu vesile ile Sayın Bilgin’e bir şey sormak isterim: Tayyip Beyin, “Rabia” işareti yaparak sık sık tekrarladığı; “Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet!” sözünde geçen “Tek Millet”ten neyi anlıyor? Bunu bir açıklasa da öğrensek, olmaz mı?
 
Israrlı sorulara rağmen, bir türlü içi doldurulamayan iki sözcük öbeği; “Tek millet” Evet nedir kastedilen? Mesela ben bundan; “Türk milleti” anlamak isterim. Öyle ya; Anadolu bir Türk yurdudur, öyle de olmaya devam edecektir.  
***
Ha. Bunları, “Ülkücü” olduğumdan falan yazmıyorum. Bu davaya gönül verenlere, haksızlık yapmış olurum. Bir kısım Ülkücünün Kemalist olup olmaması; Kemalist söylemlere sarılıp sarılmaması, beni hiç mi hiç ilgilendirmez. Sadece, düşünce özgürlüğü bağlamında, saygı duyarım.
***
Bir sosyal bilimci olan Bilgin’in, bu tür bir tercihin, geri planını incelemesi gerekir. Neden bir kısım Ülkücü “Kemalizme” ya da “Kemalist” söylemlere meyletmeye başladı? Unutmasın, Newton’un ünlü hareket yasasının üçüncüsü, “etki-tepki” yasasıdır.
***
“Türk milliyetçiliği de dahil her türlü milliyetçiliğin ayaklar altına alınmak” istendiği bir noktada, bir bölüm “Ülkücü”nün “Bozkurt” Mustafa Kemal’e sığınmadan doğal ne olabilir ki?
***
Herkesin inançlarını özgürce yaşamasından; düşüncelerini, amasız ve ancaksız açıklamasından; herkesin kardeşçe, bir arada yaşamasından yanayım. Ama illâ bir “tercih” noktasına doğru itilmek istersem elbette tercihimin rehberi, “Ne mutlu Türküm diyene!” sözünün sahibi olacaktır. Öyle ya; “Anadolu Beylerbeyliğinin” bizlere, çok görüldüğü süreçten geçiyoruz.
***
O nedenle; “Tek millet!” sözünden de “Türk milleti!” anlaşılmasını isterim. Tabii, Vedat Bey neyi anlar, bilemem!.. İşte böyle değerli Hocam… 1932 senesinde, büyük Türkçü Hüseyin Nihal Atsız, bir şiirinin bir dizesinde şöyle demişti: “Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz!”

Haberici -->

    Yorumlar

banner176
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV