banner167
banner182
23 Haziran 2021 Çarşamba

MEMLEKETİN HALLERİ

20 Haziran 2017, 03:24
Bu makale 1386 kez okundu
MEMLEKETİN HALLERİ
KADİR DAYIOĞLU
Son günlerde, trafik kazaları artmaya başladı. Şehir içinde… Neden? Yolların, “hız yoluna” dönüşmesinden olmasın? İncelemeye değer… Ama kaçınılmaz bir son bu… Öyle ya; hız yoluna dönen ana yollara, adım başı yan yollar bağlanırsa ve bu bağlantıların “geometrisi” uygun değilse, ki değil, kazalar da kaçınılmaz olur; giderek de artmaya devam eder.
 
Mesela, bazı tramvay duraklarında, iki girişten birini kaldırdılar, teke indirdiler. Neden? Artan hız yüzünden. Tramvaydan inip, tramvaya binenler karşıdan karşıya geçerken risk altındalar. Araçlar çok hızlı geliyor. Merak edenler, Çiftekümbetler-Doğu Garajı arasına bir hız ölçer koysunlar, bakalım araçlar kaç km/h hızla gidiyor?
 
Şehir içinde, cadde ve sokak bağlantıları olan “hız yolları” oluştu; düğme başında yanlış iliklendiği için hataya devam ediliyor. Yani, çözdükçe düğümlüyorlar, farkında değiller. Oysa, kaldırmaya çalıştıkları ışıklar, trafik hızını kesmede başta gelen enstrüman… Sonuçta; bir noktadan diğer bir noktaya en fazla on dakika gecikme ile ama güvenle gidilir, o kadar.
***
Mesela, İstanbul’da, Tuzla’dan başlayıp Göztepe’de biten bir “E5” yolu var. Burası “hız yolu” ama hiçbir yan bağlantısı yok. Giriş ve çıkışlar, “yonca yaprakları” ile. Mesela Kayseri’de oluşan “hız yollarında” adım başı yan bağlantılar var.
 
O nedenle trafik sıkıntılı; yine o nedenle, plastik bariyerlerle uyarı yapmak zorunda kaldı, Büyükşehir. Bu plastik bariyerle bile, sıkıntının bir işareti. Bu bariyerle varken kimse bana çıkıp, “doğru tasarımdan” söz etmesin.
 
Öyle ya; bir sorun olmasa ne diye konsun ki bunlar?  “Yol geometrileri” uygun olsa, bariyerin işi ne. Birde, hız yolları oluşunca trafik ışık, uyarı ve bilgi levhalarını “cepheye” asmakta sayısız yarar var. Bir de bu ışıkları ve levhaların boyutlarını hız limitine uygun büyüklüğe çekmek gerekir.
***
Öküz Çukuru Göleti (Kıranardı) yine su tutmamış, biriken su da boşaltılmış. Doğru mu? Bilemem… Ama DSİ’nin bir açıklama yapması gerekir. Yoksa, umutlarımız “bir başka bahare” mi kaldı? Yazıktır günahtır harcanan paraya, emeğe ve tükenen umutlara.
 
Uzmanlığından zerrece şüphe etmediğim, ki tartışmak haddime de değil, DSİ için, “majör” bir hata. Unutmayın, geçen yıl da yalıtım maddesi “membran” yırtılması nedeniyle, suyu boşaltmışlardı. Gölet’in boşalmış halini de görüntülemiştim.
 
Bu sene de aynı durum mu var? Bilemiyorum. Yok olay doğru ise, o nedenle dedim, “majör” hata diye… Gecikmeden bir çözüm bulunmalı. Tabii, doğrudan olmasa da takibi Büyükşehre de düşer. Zira bu gölet her ne kadar sulama amaçlıysa da dolaylı olarak içme suyunu da ilgilendirir. İşin başından beri. bizim gösterdiğimiz duyarlılığın yüzde birini gösterselerdi, bu sonuçlar çıkmazdı.
 
İnanın, böyle bir projeden haberleri yoktu. Dört yıl kadar önce, Tekir’de yapılan “Belediye yayınları” ile ilgili bir toplantı da, zamanın Genel Sekreter Yardımcısı’nın; “Abi, adını andığın Gölet’e şuradan n mı gidilir!”, diye karşıları göstermişti.
***
Koçdağı’nın, sulamaya destek veren en büyük pınarına KASKİ el koymuş, içme suyuna katmış. Köylüler böyle söylüyor. İyi mi? Duyunca inanamadım. Oldu olacak, tüm pınarlara el koysunlar, bizler de kurtulalım sulama derdinden.
 
Dedim ya; bu şehri, yönetenler ne bağcılığı ve ne de sulamanın ne anlama geldiğini biliyor. Arkadaşlara çok anlattım ama anlamamışlar. Öyle ya; musluk suyu ile bağ ve bahçe sulanır sanıyorlar. Neyin, ne ile ve nasıl sulandığından habersizler. Kusura kalmasınlar…
 
Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanına soruyorum; bağ ve bahçe sulamasının önemli kaynaklarından Koçdağı pınarlarından herhangi birisine el koyup, içme suyuna kattınız mı? Katsıysanız çok acı… Peki, yöre sakinleri ne yapacak?
 
Sayın Başkan; Kent Ormanı, Tekir suni karı için sulama suyumuza el koydunuz. Şimdi de Tekir pınarlarına mı göz diktiniz? Peki, biz ne yapacağız? Yöre ahalisi ne yapacak? Hiç düşünmez misiniz? Susuzluktan doğa ölecek haberiniz olsun. İnsanoğlu iyi kötü içme suyu bulabilir ama habitatın yani faunan ve floranın yaşamak için su bulması mümkün değil. Onlar da göç edip giderler. O nedenle, “habitatın” suyu öncelikli olmak zorunda.
 
Tüm bu planlamaları, bir avuç Tekir sularına güvenerek mi yaptınız? DSİ’de, “iktidar” ile “kötü olmamak” için, “sulama sularına” el konmasına göz yumdu. Şimdi de sıra pınarlara mı geldi?
 
Bakınız bir şey anımsatayım. 12 Eylül darbe yönetimi Kıranardı Alaçayır pınarlarına el koymuş ve suları toplayıp Komando Tuğayı’na götürmüştü. Götürünce ne olmuştu, biliyor musunuz? Dağlar kurudu, otlar kurudu. Daha önceleri bir aya yakın süren ot hasadı yapılamaz oldu; Türkmenler sürülerine su bulamadı. Yani, Alaçayır’ın habitatını yok ettiler. Şimdi sırada Tekir, Hisarcık, Kıranardı ve mücaviri var...
 
Tekir ve havzasının akıbeti de bu… Doğayı, habitatı, yeşil dokuyu, bağcılık ve bahçeciliği öldürecekler bu tür müdahalelerle. Köylüler de olup bitenleri seyrediyor. Oysa, geleceklerini kurutuyorlar, farkında değiller. Bunu da Büyükşehir ile ona bağlı KASKİ yapıyor.
 
İsterseniz özetleyelim: Sulama amaçlı Tekir Göleti’nin üçte birine; Kıranardı suyunun dörtte birine el koydular. Bu yetmedi, köyde yaygın söylentiye göre, pınarlara da el koyuyorlar. Nihayet, Koçdağı’ndaki en büyük pınara da el konulmuş.
 
Şimdi Çelik Başkan’a soruyorum, yer yüzü sularına bu denli el konunca sulama suyunu nereden ve nasıl temin edeceğiz? Buna yanıt vermek zorundasınız. Sözü edilen pınarı “içme suyuna” kattınız mı? Bir de DSİ’den şunu bekliyoruz; Öküz Çukuru Göleti’nin durumu nedir? Su tutuyor mu yoksa tutmuyor mu? Tutmuyorsa ne düşünülüyor? Yoksa, kaderine mi terk edilecek?
 

Haberici -->

    Yorumlar

banner176
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV