banner167
banner182
20 Haziran 2021 Pazar

SİYASET…

05 Temmuz 2017, 10:08
Bu makale 1392 kez okundu
SİYASET…
KADİR DAYIOĞLU
Siyasetin üzerine, yaz rehaveti çöktü… Kimsenin ağzını bıçak açmıyor. Sanki, siyasetin üzerine ölü toprağı saçıldı. Bir de, CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tarihi ve büyük Ankara-İstanbul yürüyüşü olmasa tümden uykuya dalmıştık.
 
Başarılı ve büyük performans sergilenerek yapılan yürüyüş, birkaç gün sonra bitecek, İstanbul Maltep’e de yapılacak bir miting ile noktalanacak… Mitinge, büyük katılım bekleniyor. Bakalım, Kayseri’den kaç otobüs gidecek mitinge!..
***
CHP Milletvekili gazeteci Enis Berberoğlu’nun mahkumiyeti nedeniyle başlayan “Adalet” yürüyüşü, elbette CHP’yi ve “yüzde 49”luk hayır blokunu konsolide etti. Güzel bir zamanlama…Eeee… Siyasette, fırsattan yararlanma çok önemli değil mi?
***
Tabii, merkez sağda yeni bir parti kurulacak mı? Bunun hesabı yapılıyor. Kimler kuracak, kimler oluşumda yer alacak belli değil. Kimileri, Özal’ın ANAP’ı gibi bir oluşumdan söz ediyor. Mümkün mü? Neden olmasın…
 
Tabii, şarta bağlı. Özal’ın ne kadar gerçekleştirdiği tartışılsa bile, ekonomide, siyasette, hukukta “liberal” görüşlerin hakim olmadığı; bireysel hak ve özgürlüklerin “amasız”, “ancaksız” savunulmadığı bir siyasal projenin yaşama şansı hemen hemen hiç yok. Mevcutların tekrarı olur. Ülkemizin ihtiyacı; şimdiye kadar hiç olmayan “liberal” ve/veya “sosyal” demokrat partiye ihtiyaç var.
***
Tabii, ülkemizde önemli bir tabanı bulunan muhafazakar düşüncenin de sıcak bakacağı, yeni bir siyasi oluşum, elbette karşılık ve taban bulur. Böyle bir oluşum gerek Cumhurbaşkanı ve gerekse de parlamento seçiminde etkin rol oynar.
***
Bana gelince, ülkemizin tek çıkış yolu ne şunda, ne bunda;“liberal demokrasi”de… Özünde liberal demokrasi olan her görüşe, her siyasi oluşuma destek veririm. Ülkenin kurtuluşunu da bu çizgide görürüm.
 
Bu çizginin içeriği de “AB Müktesebatı”. Birinci el metinleri az çok incelemiş birisi olarak söyleyeyim; “AB Müktesebatı”, tarihin derinliklerinden imbikte süzülüp gelen “insanlık değerlerinin” hulasası… 
***
Peki, iktidar olabilir mi, yeni oluşum?İktidardan ne anladığınıza bağlı. Bir kere sistem değişti, dolayısıyla iktidar kavramına yüklenen anlam da. Partili Cumhurbaşkanı ayrı seçilecek. Unutmayın; seçilecek Cumhurbaşkanı yasama, yürütme ve yargı üzerinde inanılmaz derecede yetki ve söz sahibi.
 
O nedenle, siyasetin mihverine Cumhurbaşkanı oturacak yani “iktidar” o olacak. Yine o nedenle, kim ne derse desin, parlamento, ikinci plana düşecek. Ha. Meydanlara çıkanlar, “parlamenter sisteme tekrar döneceğiz!”, derse o ayrı bir tartışma konusu…
***
Parlamenter demokrasiden uzaklaşan ülkemizde Meclis’in, kağıt üzerinde olsa bile, Cumhurbaşkanı karşısında bir kıymeti harbiyesi kalmadı. O nedenle; Cumhurbaşkanı seçimi için, ittifakların kurulması da kaçınılmaz oldu.
 
Zira; Cumhurbaşkanı seçilebilmek için “yüzde 50+1” oy gerekmekte. Yani, eskisi gibi yüzde 35-36’larla, parlamentoda çoğunluk sağlansa bile bu, Cumhurbaşkanı seçebilmek için yetmiyor. Yenisinde, illâ“yüzde 50+1”, gerekli... Bu aşamada, ittifak gerekecek.Demem o ki; “ittifak”olmadan, kimse sandıktan çıkamaz.
 
İttifakın, en önemli işareti de Cumhurbaşkanı yardımcılarının ismi ve siyasal adresi olacak. Sözgelimi, seçim esnasında yardımcıların sayısı, adı ve siyasal adresi belli olursa, kamplaşmalar daha da keskinleşirdi. O nedenle, Anayasa’da bunların ucu açık bırakıldı. Bir anlamda, “niyetler” gizlendi. “Mavi boncuk” dağıtma imkanı sağlandı.
 
Belirsizlik söz konusu olunca, seçim sürecinde verilecek sözlerin de hiçbir kıymeti harbiyesi olmayacak, seçim sonrası.Zira, seçim sonrası, “tamam söz verdik, hatta protokole bile bağladık ama ne yapalım şartlar değişti!”, diyebilir seçilen Cumhurbaşkanı…
 
Öyle ya, yasal bir zorunluluk gerektirmez, verilen sözler… “Zaman ait!”, denilir, geçilip gidilir. O nedenle, “dağıtılan mavi boncukların” hiçbir bağlayıcı yanı yoktur… Peki, ahlaki yanı yok mu? Elbette var ama unutmayın, oynanan oyunun adı, “siyaset!”
 
Öyle ya; “dün dündür, bugün bugün”…Siyasette “söz”, “ahde vefa” falan olmaz. Baba evladı, evlat babayı yer!.. Siyasal tarih bunun örnekleri ile dolu…
 
Tabii, bunda en önemli faktör, muhterem ahalinin “unutma illetli!” olması. Öyle ya, büyüklerimiz, “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür!”, diye boşa dememişler.
***
Kayseri’ye gelince… AK Parti cenahında bir sessizlik hakim. Sanırım, bu sessizlik, yapılacak ilçe ve il kongresi ile alakalı. Bir de, meydanlarda verilen sözlerin ağırlığı bastı üzerlerine. Ağızlarını açamıyorlar. Kayseri için hızlı tren, havaalanının genişlemesi, otoyol bağlantısı, sulama tesisleri, Talas-Erkilet tramvay hattının yapılması, merkezde tramvayın yeraltına alınması unutuldu gitti, ta ki yeni bir sandık önümüze gelene kadar.
 
Tabii, 16 Nisan’da, “evet” çıkınca terör bitecek, enflasyon düşecek, işsizlik azalacak, istikra gelecek. Sonuçta ülkemiz uçacaktı. Vallahi, uçmayı bir yana bırakın, yolda yürüyemez olduk. Kolumuz, kanadımız kalkmıyor, ağzımızı bıçak açmıyor…
 

 

Haberici -->

    Yorumlar

banner176
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner41
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
ARŞİV